0 Hayatın birçok acı tarafını gördüm.Şu an ise Canım çok yanıyor. Korkarım ki sana aşık oldum. Kendime itiraf edemiyorum. Çünkü biliyorum asla senin olmuycam, seninle birlikte olmayacağız. Sen beni sevmiyeceksin. Sana sarılmadan kokunu duymadan yüzünü görmeden yaşayıp gidecem. Keşke seninle olabilseydik. Belki benimle mutlu olurdun. Acılarımı dindirirdin. Gözyaşlarım belki de akmazdı. Sana sarılırdım sımsıkı. Güzel hayaller kurardım. Ama olmayacak. Biz diye bir şey olmayacak. Kurban olduğum Allah bana seni vermeyecek. Oysa ki ne çok isterdim seninle olmayı seninle evlenmeyi senin olmayı. Hayalini bile kuramıyorum ben. Sana platonik olan bu kızı keşke sevebilsen. Rabbim seni bana verse. Şuan bile ağlıyorum. Keşke bir mesaj atsan halimi hatrımı sorsan. Hadi deneyelim desen. Canımın acısı geçse. Çok seviyorum seni canımdan çok. Niye beni görmüyorsun, niye beni bilmiyosun. Niye beni sevmekten korkuyosun. Allah'ım onu bana ver lütfen. Artık bende mutlu olayım.
0 Otogar Bingöl b.servisine bakan sarışın çoçuk numaran var bende ama yazmaktan çekiniyorum çünkü ne tepki vereceğini bilmiyorum eğer bunu görüyorsan birşeyler Yaz cesaretimi toplayıp arayayım.
0 Biliyor musun Sebastian, bazen Tanrıyı hiç anlamıyorum. - Tanrı mı efendim? Hangi Tanrı? - O ne demek öyle Sebastian? Kaç tane Tanrı var ki? - Bilmiyorum efendim. Sizce kaç tane var? - Elbette bir tane var Sebastian. O da bildiğimiz Tanrı. Hani şu adaleti sağlayan. - Adalet mi efendim? Hangi adalet? - Yeryüzündeki ve öteki dünyadaki adalet elbette Sebastian. - Efendim, beni affedin ama ben yeryüzünde adalet göremiyorum. - Saçmalama Sebastian. Elbette yeryüzünde adalet var. - Bence yok efendim. - Neden böyle düşünüyorsun Sebastian? - Çünkü eğer yeryüzünde adalet olsaydı efendim, fakir bir köylünün tek oğlu savaşta ölmezdi ve kralın oğulları da bugün hayatta olmazlardı. Çünkü o tek oğul, kralın oğulları rahat yaşantılarına devam etsinler diye öldü. - Saçmalama Sebastian! O fakirin oğlu, ülkemiz için öldü ve şehit oldu. Şehitlik, bir insanın ulaşabileceği en üst rütbedir. Krallıktan bile daha üstündür şehitlik rütbesi. - O zaman herhalde kral hazretleri oğullarını ve hatta kendisini hiç sevmiyor olsa gerek efendim. - Neden böyle söyledin Sebastian? - Çünkü şehitlik gibi üst bir rütbe dururken, sadece krallıkla yetinmeyi seçiyor da ondan efendim. - Seni anlamıyorum Sebastian. Ne söylemeye çalışıyorsun? - Sadece gerçekleri efendim. - Sen delirmiş olmalısın Sebastian. Tanrı sana akıl versin. - Hangi Tanrı efendim? Adalet dağıtan mı? Yoksa bunca adaletsizlik karşısında kılını bile kıpırdatmayan mı? - Ne saçmalıyorsun sen? Sadece bir tane tanrı var. Tanımıyor musun onu? - Ne yazık ki, tanıdıklarımın içinde hiç tanrı yok efendim. Zaten fazla bir tanıdığım da yok. Yan köşkün uşağı olan meslektaşım Filip, bizim köyün nalburu Moris ve bir de savaşta tek oğlu ölen şu zavallı köylüyü tanıyorum efendim. Ama hiç tanrı tanımıyorum. Siz tanıyor musunuz.?